top of page

SERAP AŞKLAR



“Reyhan ile Mehmet teyze çocuklarıydı. Bir arada büyümüşlerdi. Sanki çevrelerinde ikisinden  başka kimse yokmuş gibi birbirlerine bağlıydılar. İçtikleri su ayrı gitmezdi. Çok samimi kankaydılar. Bu bağlılık tüm eğitim hayatları boyunca devam etti. Ancak artık büyümüşler, yetişkinliğe adım atmışlardı.

Mehmet mühendis olmak istiyor, harıl harıl ders çalışıyordu.

Reyhanın   duygularıysa garip bir evrim geçiriyordu. Kalbinde bazı kıpırtılar başlamıştı. Galiba Mehmet artık onun için sadece kanka değildi. Onu görünce heyecanlanıyor, rengi değişiyordu. Mehmet, Reyhan’a aynı sevgi ve ilgiyi gösteriyor, ancak duyguları hala kankacaydı. Belliki öyle de kalacaktı.

Reyhan geceleri ağlıyor, aşkına Mehmet'ten karşılık bekliyor, ve onun her hareketinden değişik manalar çıkarıyordu. Artık aklında sadece “O” vardı ve ondan başka türlü sevgiler bekliyor, umutlanıyordu.

Bir gün Mehmet sabah erken kalktı. Özenle giyindi, kokular sürdü ve,

-Reyhan, ben bugün dershaneye gitmeyeceğim kanka. Önemli bir işim var. Diyerek telaşla evden çıktı gitti. Reyhan yanıldığını hissetmişti. Gözlerinden süzülen yaşları elinin tersiyle silerek masanın başına geçti. Önünde duran mektup kağıdına içini dökmeye başladı.

*************************


(Serap aşk bu olsa gerek.)

“Hangi yöne eseceği kestirilemeyen rüzgara teslim olmuş bir kuru yaprak gibi sağa sola savrulmalar, limansız kalmış gemiler gibi yorgun, bitkin fakat inatçı çırpınmalar.

Bitsin derken, bitmemesi için edilen dualar. Hiddetle paramparça edilen, ancak hemen ardından birbirine yapıştırılan kağıt parçaları ve sırılsıklam mektuplar.

 Kırılan kalpler, hayal kırıklıkları ve pişmanlıklar.

 Çalan telefonun sesiyle sinsice öc almalar. Ses kesildiğinde sabırsız bekleyişler.

Gitme diye yalvaran bakışlara inat GİT! demeler, giden sevgilinin ardından kıvrım kıvrım süzülen silüeti kaçamak takip etmeler ve yastığı ıslatan alev alev gözyaşları.”

*****************************************************************

Hıçkırarak kağıdı katladı ve çantasına koydu.

Aradan bir hafta kadar geçmişti ki, Reyhan okula giderken ilerdeki ağaçların altında iki silüet gördü ve yaklaştı. Silüetlerin biri Mehmet'ti. Yanındaki de çok alımlı bir kızdı.


İçi burkuldu ve hızlı hızlı onlara doğru yürüdü. Tam Mehmet'in önüne gelince çantasındaki kağıdı onun önüne bıraktı ve koşar adımlarla oradan uzaklaştı!

 
 
 

Yorumlar


Add a rating

Apartmanımızı “Evde Anaokulu”na Dönüştürmek Mümkün mü?

OYUN-DERS_
EVDE EĞİTİM

YÖNETİMLE  İLETİŞİM

Contact information

ÖĞRENCİLERİN HAFTALIK  EV SEANSLARI

​               

Günümüzde pek çok aile, 10–15 katlı, 80–100 daireli bloklarda; birden fazla bloğu olan büyük sitelerde yaşıyor. Aynı bahçeyi, aynı asansörü, aynı otoparkı kullanıyoruz… Ama çoğu zaman hem biz yetişkinler hem de çocuklarımız birbirimizden habersiz, biraz da yalnız büyüyoruz. Oysa bu kadar çok ailenin bir arada yaşaması, çocuklarımız için muhteşem bir fırsat: Evde eğitim anlayışını, sadece kendi dairemizle sınırlı bırakmayıp, tüm bloğu ve siteyi içine alan bir “öğrenme ağı”na dönüştürebiliriz.

 

Bunun en pratik ve sıcak yolu da şu:
Bir bloktaki ya da sitedeki 5–6 annenin, haftada bir gün kendi evinde “evde anaokulu etkinliği” düzenlemesi.

5–6 Anne, 1 Gün, Küçük Bir Ev… Büyük Bir Öğrenme Ortamı Hayal  Edelim:

 

Aynı sitede yaşayan, çocukları birbirine yakın yaşta olan 5–6 anne bir araya geliyor.

  • Haftada bir gün, sıra ile her annenin evinde 1–2 saatlik bir etkinlik yapılıyor.

  • O günün ev sahibi annesi, kendi çocuğu ve komşu çocukları için küçük bir “evde anaokulu” programı hazırlıyor.

Bu kadar basit bir organizasyonla aslında çocuklar için:

  • Sosyalleşme imkânı (farklı evler, farklı çocuklar, farklı kurallar)

  • Paylaşma, sıra bekleme, empati kurma fırsatı

  • Oyun yoluyla öğrenme ve akademik destek bir arada sunulmuş oluyor.

Evler küçücük gibi görünse de, doğru planlandığında büyük birer öğrenme ve gelişim platformuna dönüşebiliyor.............

EVDE   ANAOKULU   UYGULAMASI

bottom of page